News

DİDİM APOLLO TAPINAĞI (KAHİNLER ŞEHRİ DİDİMA )

Yeri: Didyma Bilicilik Merkezi, Miletos’un 16.4 km güneyinde, Didim İlçesi’nin kuzeyinde yer almaktadır. Son yıllarda Didim adını alan yerleşme, 1923’te “Yenihisar” olarak adlandırılana kadar, bölgedeki Rumlar tarafından Hieronda (Kutsal Yer) olarak bilinmekteydi. Kutsal alan ve diğer yapılar modern yerleşmenin içinde kalmıştır.

Konumu ve Çevresel Özellikleri: Bilicilik Merkezi kompleksinin çevresi düzlük olmasına karşın, Didymaion çukurluk bir alanda inşa edilmiştir. Bu alanda bir su kaynağı (kutsal olduğuna inanılan pınar) bulunmaktaydı. Bu nedenden dolayı Didymaion’un bu alanda kurulduğu bilinmektedir.

Tarihçe: Pausanias’a göre; Didyma’da bilicilik; İon göçmenleri gelmeden önce de yapılmıştır. Kazılarda ortaya çıkarılan birtakım temel izlerinin MÖ 8-7. yy’daki temenosa ait olduğu anlaşılmıştır. Temenosun içinde bir sunak; bilicilik kuyusu ve Apollon’un defne ağacı olduğu belirtilmektedir. MÖ 7. yy’ın sonunda bugünkü Hellenistik Tapınak’ın güneybatı kenarında inşa edilmiş olduğu anlaşılan bir sütun sırası ile kutsal alanın genişletildiği anlaşılır. Didyma’da bulunan en eski yazıtlar MÖ 600’lere tarihlenir. Arkaik Dönem’de kutsal alan; Delphoi kökenli oldukları söylenen Brankhidler ailesinin yönetimi altındadır. MÖ 6. yy’ın ortalarında Lydia Kralı Kroisos; Persler’e karşı savaş açmaya karar verince bir bilicilik merkezinin öğüdünü almaya karar verir. Ama bunu yapmadan önce zamanın en ünlü bilicilik merkezlerini bir sınavdan geçirir. Didyma başarısız olsa da Kral Kroisos; Brankhid ailesine dostça davranmış ve Apollon’a paha biçilmez hediyeler sunmuştur. Herodotos’a göre MÖ 494’teki Persler’e karşı başlatılan Ionia Ayaklanması başarısız olunca; Dareios; Didyma’yı yağmalamıştır]. Ancak; Strabon ve Pausanias; aynı olayı; MÖ 479’da Yunanistan seferinden dönen Kserkses’e bağlar. Buna göre Brankhid ailesi karşı koymaksızın tapınağı ve içindeki hazineleri Pers Kralı’na teslim etmekle kalmayıp Pers ülkesine kaçmış ve Sogdinia yakınlarına yerleşmiştir. MÖ 5. ve 4. yy’lara dair fazla bir bilgi yoktur. Olasılıkla Pers yıkımından toparlanmak uzun sürmüştür. İskender’in gelişiyle yeniden hareketlendiği tahmin edilen bilicilik merkezi; İskender’in Zeus’un oğlu olduğunu ve Gaugamela’da bir zafer kazanacağını bildirmiştir.
Didyma, Klaros, ve Delphi Grekler için en önemli kehanet merkezlerindendi.

 

 

Bugün görülen tapınağın inşasına Seleukos tarafından MÖ 300 yıllarında başlanmıştır. Bu yıllarda I. Seleukos; daha önceden Persler tarafından Ekbatana’ya götürülmüş olan Apollon heykelini geri getirmiştir. MÖ 277 yılına ait bir yazıt; bir savaştan arda kalanların listesini içerir. Bu savaş MÖ 278 yılındaki Galat saldırılarıdır ve yazıttan anlaşıldığı üzere kutsal alan oldukça zarar görmüştür. Bundan sonraki yaklaşık iki yüzyıl boyunca Miletoslular tarafından inşası bitirilmeye çalışılmış; ancak hiçbir zaman bitirilememiştir. MÖ 70 yılında kutsal alan korsanların saldırısına uğramıştır [Bean 2001:212-215]. MS 100’de Traianus; Miletos’tan Didyma’ya gidecek yaklaşık 17.7 km uzunluğundaki bir yolun masraflarını ödemiştir. Prusiaslı Dio’ya göre bunun nedeni vakti zamanında; Didyma’daki bilicilik merkezinin; Traianus’a günün birinde imparator olacağını bildirmesidir. Traianus; prophetes; yani sözcülük görevini kabul ederek kutsal alanı onurlandırmıştır. Marcus Aurelius Dönemi’ne kadar Roma imparatorlarının destekleyici yaklaşımlarıyla Didyma; oldukça iyi bir dönem yaşamıştır. Ele geçen bilicilik metinlerinin birçoğu bu döneme aittir.

MS 3. yy’da gerilemeye başlayan kutsal alan; MS 262’de Gothlar’ın tehdit oluşturması nedeniyle bir kaleye dönüştürülmüştür. Ele geçen bir yazıta göre tapınağın içinde mahsur kalan insanlar susuz kalmış; bunun üzerine Apollon; kutsal yerde bir pınar çıkarmıştır. Büyük ihtimalle bu; naiskos içindeki kutsal pınardır. Pınar burada olduğu için tapınak da burada inşa edilmiştir. Bundan sonraki yıllarda da yine susuzluk nedeniyle kaynağın; proconsul emriyle ıslah edildiği bilinmektedir. Hristiyan dininin hızla yayılması sonucunda bilicilik merkezinin geleceği tehlikeye düşer. Bir süre; Diocletianus ve Iulianus Apostata gibi imparatorlar çoktanrılı dini ve dolayısıya bilicilik merkezlerini savunmuşlardır. Ancak İmparator Theodosius’un kararnamesiyle bilicilik yasaklanmış ve uygulamaya devam edenler için şiddetli cezalar öngörülmüştür. Bizans Dönemi’nde tapınağın içine bir kilise inşa edilmiştir.

Araştırma ve Kazı: 19. yy’da Didyma’yı ziyaret eden Chandler’ı; 1816 yılında Turner izlemiştir. 1826’da Laborde; 20. yy’ın başlarında ise Baedeker kutsal alanda incelemelerde bulunmuştur. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanmış tescilli arkeolojik sit alanları listesinde yer almaktadır. 2007 kazıları Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ile Alman Arkeoloji Enstitüsü tarafından Antalya Müzesi Müdürü Mustafa Samur yönetiminde yapılmıştır. Kazının ağırlık noktasında tapınak koruma önlemlerinin alınması, tapınak güneyinde uygulanan kontrol sondajları ve restorasyonların yanısıra arkaik kutsal alanın topografisinde yapılan rekonstrüksiyon çalışmaları yer almıştır. Bunları depoda bulunan yapı malzemesi parçaları ve küçük bulgular üzerinde yapılan araştırmalar takip etmiştir.

 

Tabakalanma: 2004 ile 2006 yılları arasında yapılan kazıların ikna edici sonuçlarından sonra Kazı Yönetimi ortaya çıkan daha yeni dönem Didymaion’un altında güneyde bulunan yedi katın eteklerindeki tabakalanmasını kavramak için kutsal alanda yapılacak stratigrafi kontrol sondajlarıyla araştırmaların devamına karar verdi.

Arkaik Didymaion, olasılıkla M.Ö. 8. yüzyılın sonunda inşa edilen ilk temenos ve ondan aşağı yukarı 100 yıl sonra yapılan kolonad küçük ve gösterişsiz yapılardı. Buna karşın İon dünyasının M.Ö. 6. yüzyılın ilk yarısında ulaştığı parlak dönemde Didymaion da büyük bir tapınak haline gelmiştir. Milet’in İon kentleri arasında ayrı bir yeri vardır. Daha az önemli bir kent olan İzmir’de bile 7. yüzyılın sonunda ya da 6. yüzyılın hemen başında kaideleri, sütunları ve başlıkları tufa taşından, görkemli bir tapınağın varlığı göz önüne alınırsa Arkaik Didymaion’un en geç M.Ö. 560-550 yıllarında büyük bir bölümü ile inşa edilmiş olduğu sonucuna varılır. Kroisos altın eserlerden oluşan değerli armağanlarını da ancak böyle büyük bir tapınağa göndermiştir . Arkaik Didyma Tapınağı’nın ana bölümleri M.Ö. 560 yıllarında yapılmış olmaları gereken Sisam ve Efes tapınaklarının etkilerini göstermektedir. Her ne kadar Arkaik Didymaion Hellenistik yapının altında kalmış ise de onun bir rekonstrüksiyon çizimini yapmak olasıdır. Burada G. Grubenâ in çizdiği planı veriyoruz. Bu yapı 85,15 x 38, 39 m. ölçüsünde bir dipterostu. Yani naosun dört yanını iki sütun sırası çeviriyordu. Burada da Efes tapınağında olduğu gibi dış peristasis yani dıştaki sütun sırası yanlarda 21, doğu yönde 8, arka yönde ise 9 sütundan oluşuyordu.Her iki sütun sırası da göz önüne alınırsa naosu 104 sütun çeviriyordu. Naostakiler de bu sayıya eklenirse tapınakta 112 Sütun bulunuyordu.

Yeni yapıda kutsal avlu genişletilmiştir. Aslında Arkaik Didymaion, eski sekosun büyütülmüş örneğinden ayrı bir şey değildir. Görünüşe göre defne ağacı ve bilicilik kuyusu yine burada, o zaman da bulunuyordu. Buna karşın Apollon’un kült heykeli için bir naiskos yani küçük bir tapınak inşa edilmiş olsa gerektir. Sekosun içinde olan templum in antis şekilli bir naiskos aşağıda göreceğimiz gibi, Didymaion’un 6. yüzyılın sonlarında geçirdiği onarım sırasında yapılmıştır. M.Ö. 560-550 tarihlerinde inşa edilmiş olan Arkaik Didymaion’un da bir naiskosunun ya da şimdi Klaus TuchelI’in öne sürdüğü gibi bir Kutsal-Kaynak evinin olması gerekir ; ancak onun izlerine rastlanmamıştır. 6. yüzyılın sonlarında yapılan, sözünü ettiğimiz bu naiskos 50,25 x 17,45 m. boyutlarındaki yeni sekosun içinde açık havada idi. Ancak bu kutsal avlu yaklaşık olarak 17,50 m. yükseklikte bir duvarla çevrilmiş olduğu için Arkaik Didymaion dıştan üstü kapalı bir yapı etkisi uyandırmaktadır. Fakat sekos duvarlarında yer alan karşılıklı pilasterler arasındaki açıklığın 13,50 m. olduğu düşünülürse, bu kısmın bir çatı ile örtülmesine olanak yoktur. Buna karşın pronaosta bulunan iki sıra sütunun ortaya koyduğu gibi, pronaosun üstü kapalıydı. Sekos duvarının içi Sisam’daki ikinci Hekatompedos’ta olduğu gibi pilasterlerle yani dört köşe yarım sütunlarla desteklenmiştir. Bu pilasterlerin dik duruşları uzun duvarların yatay görünümü ile güzel bir kontrastlık oluşturuyor ve onların tekdüzeliliğini hareketlendiriyordu. Sütunlar, sütun kaideleri ve başlıkları Efes Artemis Tapınağı’nın tipindeydiler. Sütun gövdeleri 36 yivliydi.

 

Tapınağın ana yapı malzemesi poros taşıdır. Ancak dışarıdan görünen bölümleri, bütün üst yapı ve pronaostaki sütunlarla başlıkları mermerdendi. Pronaosun sütunlarının alt kısmı Efes tapınağının ön yüzündeki sütunlarda olduğu gibi kabartmalarla süslü idi. Bu kabartmalardan ele geçen iki güzel kadın başı halen Berlin Müzesi’ndedir. İon sanatının en başarılı örnekleri olan bu eserleren geç M.Ö. 550 tarihlerinde yapılmışlardır, yani Arkaik Didymaion’un ilk inşa evresindendirler. Ayrıca Arkaik tapınağın üç fascialı architravında yer alan ve halen biri Istanbul, diğeri ise Berlin Müzesi’nde korunan kanatlı gorgolar Geç Arkaik eserler olup, tapınağın 6. yüzyıl sonundaki onarım dönemindendirler. Yukarıda söz konusu olan ve Apollon Philesios adı ile anılan bronz kült heykeli de 6. yüzyılın sonunda yapılmış olmalıdır ; çünkü Pausanias’ın anlattığına göre eserin heykeltraşı M.Ö. 500 tarihlerinde yaşamış Sikyonlu Kanachos’tur. Bugüne değin söz konusu onarım sırasında heykelin yer aldığı naiskosun da yeniden yapıldığı düşünülüyordu. Ancak şimdi Klaus Tuchelt sekos içindeki naiskosu “Kutsal-Kaynak” evi olarak tanımlamakta ve yontucu Kanachos’un yaptığı Apollon heykelinin burada yer almış olamayacağını ileri sürmektedir. Kutsal Kaynak suyunun bilicilik (kehanet) ile olan ilişkisi göz önünde tutulursa Klaus Tuchelt’in önerisi cazip gelmektedir. Böyle olmakla beraber Didyma Tapınağı’nda bir Apollon heykelinin yer aldığı da şüphesizdir. Onun için sorun henüz açıklık kazanmış değildir.

Arkaik Didymaion’un doğusunda yer alan yuvarlak sunak, naiskosun iki sütununun orta ekseni üstündedir. Sunağın batısındaki kuyunun da dinsel bir işlevi olmak gerektir. Tapınağın bütün doğusunu yarım daire şeklinde çeviren 3, 50 m. yükseklikteki duvar, üst kenarını süsleyen İon kymasının stilinden anlaşılacağı üzere Arkaik Didymaion’un ilk yapıldığı sırada ya da kısa bir zaman sonra inşa edilmiştir. Söz konusu duvarın doğusundaki ve güneyindeki düzlükte bulunan iki stoa da aynı şekilde 6. yüzyıldandırlar. Sunu heykelleri ile tanrı adına yaptırılan diğer anıtlar bu platform üzerinde yer alıyorlardı. Her biri 2,50 m. genişliğindeki beş merdivenle bu terasa çıkılıyordu.

İon ayaklanmasından sonra Lade deniz savaşını kazanan Persler, Milet’i ve onunla birlikte Didymaion’u da tahrip ettiler. Bu arada Persler ihanetlerinden ötürü Branchidleri yani tapınağın rahiplerini Baktria’ya sürdüler ve Sikyonlu Kanachos’un yaptığı bronz kült heykelini de Ekbatana’ya götürdüler.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda Didyma Apollon Tapınağının duvarında yapının kendi planının çiziminin yer aldığı anlaşılmıştır.

Helenistik Didymaionâ un içine çizilerek gösterilmiştir. Üœstü açık cella ( sekos ya da adyton olarak da adlandırılır) ince uzun , üstü örtülü pronaos ise derindir. Cella içerisinde görülenler:

1) İlk Didymaionâ un temenosu ( M.Ö. 8.yy sonu ya da 7. yy başı ).

2) Yukarıda adı geçen temenos içinde yer alan naiskos ya da kutsal çeşme , M.Ö. 520. Sikyonlu heykeltraş Kanachosâ un yapıtı olan Apollon heykelinin bu yapının içinde yer aldığıÂ Â  düşünülüyordu. Ancak K. Tuchelt bu görüşe karşıdır . Cella duvarlarının iç yüzleri pilasterlerle bezenerek bir mimari ön yüz görünümü kazandırılmıştır.

3) Son yıllarda ortaya çıkarılan 3,60 x 15,50 m. ölçüsündeki stoa iyi korunmuş durumdadır. Dipterosun güneybatı köşesinde yer alan stoa M.Ö. 7. yüzyılda yapılmıştır. Dipterosta , dış peristasisin batı yüzünde 9, doğu yüzünde ise 8 sütun bulunmakta ve yanlarda da 21 sütun sıralanmaktadır. Doğu uçtaki bazı sütunlar, Efes tapınağında görüldüğü gibi kabartmalarla süslenmiştir . Kaideler ve başlıklar da Efes örneğini andırır . Sütun gövdeleri 36 yivlidir. Doğuda bir sütun eksik kullanılarak , sütunlar arası açıklık genişletilmiş ve öteki İon tapınaklarında olduğu gibi ortada bir giriş yeri oluşturularak ön yüz belirgin duruma getirilmiştir.

4) Orta sütun aralığından geçen eksen doğrultusunda, yuvarlak bir sunak bulunur. Milet’ten gelen kutsal yol Didymaion’un kuzeydoğu köşesine ulaşıyordu. Tapınağın doğusunda günümüzde bazı kısımları korunan 3, 50 m. yüksekliğinde bir duvar bulunuyordu. Üœst kornişindeki kymationun stili, bu duvarın M.Ö. 550 yılında inşa edildiğini gösterir. Bu duvar, sunuların konduğu platformun önünü destekliyordu. Çeşitli yerlerden, beş ayrı merdivenle buraya çıkılıyordu.

5) Iki stoa. Heykeller ve taşınabilir sunaklar bu düzlükte yer alıyordu.

 

 

Kuşkusuz Didim Apollon Tapınağının  Büyük İskederin katkısı büyüktür her ne kadar bitmemiş de olsa. Tapınağın Rahibi Büyük İskenderin katkılarından ve Persleri kovması onuruna onu Zeusun oğlu ilan etmiştir.

 

Kehanet yapımı  şu şekilde oluyordu: Kahin ve Kahineler kutsal su ile yıkanırlardı.Kehanet yapacaklar ‘’pelanos’’ denen ücreti ödeyerek ön sunularını yapmış olurlardı. Ücretin yanı sıra kurban kesenlerde vardır.Kesilecek kurban da aynı şekilde kutsal su ile yıkanır ve sunulmak üzere bekletilir.Hayvan eğer hareketsiz kalır ise Apollon tarafından kabul edilmediği anlaşılır.Kurban edilebilmesi için çırpınması gerekmektedir.Soruyu soran kişi yazılı olarak sorusunu rahibeye verir ve gelecek yazılı cevabı bekler.Pythia transa geçtiği durumda ağzından çıkanlar rahibe tarafından yazılarak önce arşive kopyalanıyor daha sonra müşteriye veriliyordu.Bu şekilde de kehanet gerçekleşmiş oluyordu.Aldıkları cevapların yeterlilikleri ve işlevleri muammadır.Yunan edebiyatının birçok eserinde bu cevapların hileli ve şaşırtıcı olduğu yazmaktadır.Fakat insanlar kahinlere güvenmeye devam etmişlerdir.Kehanet günümüzde bile bizi kandırmaya ve şaşırtmaya devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir